Profilehttp://www.beyagackoyu.t...BlogLists Tools Help

Blog


    April 25

    g

     

        KURULUŞU: 1892 

     e-Posta:

     

     Telefon: 

    (452) 761 21 44

     Faks: 

    (452) 761 21 44


     

    Nüfusu:

    2000

    5.665

    1997

    5.746

    1990

    4.047

    1985

    3.181

    1980

    4.940

    1975

    4.294

    1970

    3.376

    1965

    2.547

    1960

    2.511

    Mesudiye Belediye Başkanı:

    AHMET BAKİ YILMAZ

    CHP
    Mesleği:
    Serbest
    Doğum Yılı:
    09.03.1947
    Eğitimi:
    Lise

     
    2004 Yılı Seçim Sonuçları:

     Seçmen Bilgileri:

    Seçmen Sayısı: 

    3.342

    Katılım: 

    %69.33

     Parti Oy Dağılımı:

      Parti Oy %

    BTP

    109

    4.70 

    AKP

    497

    21.45 

    DYP

    21

    0.91 

    CHP

    751

    32.41 

    SHP

    212

    9.15 

    SP

    5

    0.22 

    MHP

    722

    31.16 

    Diğer

    0

    0.00 

      Birim - Müdürlük Adı: Sorumlusu: Telefo No: Faks No: e-Posta Adresi

    YAZI İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ

    04527612144

    HESAP İŞLERİ MÜDÜRLÜĞÜ

    ERCAN ÖZGÜL

    04527612334

    04527612144

    FEN İŞLERİ

    M.KEMAL ALDENİZ

    04527612144

    04527612144

      Mahalle Adı: Muhtarı: Muhtarlık Telefonu:

    FİSTORU MAHALLESİ

    BAYRAM ŞAHİNYILMAZ

    EKŞERE MAHALLESİ

    HALİS SARIGÜL

    GELDİŞER MAHALLESİ

    DURMUŞ DİNÇ

    MAKSUTALAN MAHALLESİ

    AHMET HELVA

    MESUDİYE MERKEZ MAHALLESİ

    MUHARREM SARIGÜL

    MÜSLÜM SARICA MAHALLESİ

    ŞAHİN TUNCER

    TAVARA MAHALLESİ

    AYDIN ÖZGÜL

    Mesudiye’nin Tarihi

    M.Ö. 3000 : Mesudiye topraklarında bulunan kalıntılardan bu bölgede o yıllarda da insanların yaşadıkları anlaşılmaktadır.M.Ö. 111-63 :Meletios şehrinin kurulması ve Melet ırmağı adının bu şehre izafeten verilmesi. Pontus Devletinin Mesudiye topraklarında hakimiyetlerini sürdürmeleri. M.S : 565 : Mesudiye ve çevresinin Bizans hakimiyetine geçmesi. Bu tarihlere ait paralar Mesudiye topraklarında bulunmuştur. 1142:Mesudiye ve çevresine ilk kez Türk’lerin gelişi ve Mesudiye çevresinin Danişmentliler Devletine katılması. 1242:Mesudiye ve çevresinde görülen Türkmen(Babailer) isyanının Selçuklular tarafından kanlı bir şekilde bastırılması.Mesudiye çevresinde bulunan yüksek dağlardaki mezarlar bu devre aittir.

    1344 :Mesudiye ve çevresinde Hacı Emir Oğulları Beyliğinin kurulması.1381 :Mesudiye’den hareket eden Hacı Emir Oğullarına ait birliklerin Giresun şehrini fethetmeleri. 1427:Mesudiye ve çevresinin Osmanlı topraklarına katılması.1443:Hacı Emir Oğullarına ait kümbet ve mezarların Mesudiye Kale köyü’nde yapılması.1718:Mesudiye ve çevresinin Erzurum Eyaletine bağlanması.

    1805:Mesudiye ve çevresinin Trabzon Eyaletine bağlanması.1858:Mesudiye’nin “Milas”ismiyle ilçe olması1862:Bugünkü Mesudiye ilçe merkezi olan yerin haftalık Pazar yeri olarak kullanılması.1871:Milas ilçesinin Şebinkarahisar’la birlikte Sivas’a bağlanması.

    A.MKT.UM.225/75]

    Trabzon Vâlisi’ne ve bi’t-tasarruf Sivas Vâlisi’ne

    Anadolu Ordû-yı Hümâyûn-ı içün Sivas Vilâyeti’nden müretteb zehâyir ve sa’ire Karahisâr-ı Şarkî Sancağı’na nakl ve irsâl kılınmakda olduğundan ba‘de-ezîn dahi nakl ve irsâl kılınacak mürettebât hakkında vukû‘bulan iş‘ârâta livâ-i mezkûr ka’im-makâmı tarafından daha ziyâde vakt ile Ordû-yı Hümâyûn mesâlihinin ilerülemesi zımnında livâ-i mezkûrun Trabzon Eyâleti’nden bi’t-tefrîk Sivas Eyâleti’ne ilhâkı Sivas Valisi devletlü paşa hazretleri tarafından bâ-tahrîrât inhâ ve iş‘âr ve bu bâbda olan Meclis-i Kebîr mazbatası tisyâr kılınmış olmasıyla keyfiyet Meclis-i Vâlâ’ya lede’l-havâle livâ-i mezkûrun Trabzon Eyâleti’nden tefrîkiyle Sivas Eyâleti’ne ilhâkı uymayup fakat Ordû-yı Hümâyûn mezkûr mürettebâtının vakt ü zamanıyla îsâliyle cünûd-ı nusret-mev‘ûd-ı cenâb-ı Padişâhî’ye hiç bir yüzden zarûret çekdirilmemesi lâzimeden ve bu dahi me’mûrîn-i saltanat-ı seniyyenin vazîfe-i zimmetleri olan mevâddan olduğundan Sivas Eyâleti’nden müretteb olup livâ-i mezkûra sevk kılınan zehâyir ve sâ’irenin sür‘at-i nakl ve îsâli ve mevâdd-i mes’ele-i sâ’irenin hüsn-i tesviyyesi hakkında vâli-I müşâru’n-ileyh tarafından vukû‘ bulacak iş‘ârâtın icrâsına ve bu bâbda Sivas tarafına dahi fevkal‘âde mu‘âvenet-I lâzimenin îfâsını mü’eyyid i‘tinâ ve mübâderet eylemesinin livâ-I mezkûr ka’im-makâmına tavsiye ve ve inbâ kılınması husûsunun savb-ı vâlâlarına bildirilmesi tezekkür olunmuş ve keyfiyet başkaca vâli-I müşâru’n-ileyh tarafına dahi iş‘âr kılınmış olmağla ber-minvâl-i muhavver muktezâsının îfâsına himmet buyurmaları sibâkında şukka

    1872:İlçede ilk kez tapu işlerinin yürütülmeye başlanması.

    1877:İlçede ilk kez nüfus yazımının başlaması.

    1878:Mesudiye İlçesinin bugünkü yerine taşınması ve “Hamidiye” adını alması.

    1889:Kışla binalarının yapılması.

    1891:İlçede “Menafi Sandığı” adıyla Ziraat Bankası’nın kurulması.

    1899:Mesudiye’de ilk belediye örgütünün kurulması.

    1906:Reşadiye(İskefsir)’nin Mesudiye’den ayrılarak bağımsız ilçe olması.

    1910:Hamidiye adının Mesudiye olarak değiştirilmesi.Serdaroğlu Mustafa bey’in mebus olması.Hükümet binasını Aliçavuşoğlu Sami bey’in öncülüğünde yaptırılması.

    [DH.MUİ.63/76)

    Bab-ı Âlî Dâ’ire-i Sadâret Tahrîrât Kalemi 3214

    Dâhiliye Nezâret-i Celîlesi’ne

    Devletlü Efendim Hazretleri

    Karahisâr-ı Şarkî Sancağı’na merbût Hamidiye Kazâsı’nın Mes‘ûdiye nâmıyla tesmiyesi husûsuna 26 Kanûn-ı sânî sene [1]335 tarihli ve 3827 numaralu tezkire-i devletleri üzerine bi’l-istîzân irâde-i seniyye-i cenâb-ı hilâfet-penâhî şeref-südûr buyurulmuş olmağla îfâ-yı muktezâsına ve îcâb eden devâ’ire ma‘lûmât i‘tâsına himmet buyurulması siyâkında tezkire-i senâverî terkîm kılındı efendim Fî 2 Safer sene [1]328 fî 31 Kanûn-ı sânî sene [1]325

    Sadrâzam

    1912:Kışla mahallesinde Rumlar tarafından Kilisenin yaptırılması.

    1920:Ordu’nun müstakil sancak olması ve Mesudiye’nin T.B.M.M’nin 106.birleşiminde müzakere konusu olması.

    1922:Kurtuluş savaşı sonrasında Rumların Mesudiye’yi terketmeleri.

    1925:Mesudiye’ye ilk motorlu aracın getirilmesi.(Sami bey’e ait Kamyon)

    20.05.1933:Mesudiye ilçesinin Şebinkarahisar’dan ayrılarak Ordu iline bağlanması.

    27.12.1939:Büyük Erzincan depreminin Mesudiye ve köylerinde çok sayıda can kaybına uğramasına neden olması.

    1954:Mesudiye’nin elektrik santralı yapımı ve elektrikten yararlanılmaya başlanılması.

     

    MESUDİYENİN KÖYLERİ

     ABDİLİ KÖYÜ BALIKLI KÖYÜ CELAL KÖYÜ
    AKKIRIK KÖYÜ BAYIRKÖY ÇALTEPE KÖYÜ
    ALAN KÖYÜ BAYRAKLI KÖYÜ ÇARDAKLI KÖYÜ
    ARICILAR KÖYÜ BEŞBIYIK KÖYÜ ÇAVDAR KÖYÜ
    ARIKMUSA KÖYÜ BEYAĞAÇ KÖYÜ ÇERÇİ KÖYÜ
    ARMUTKOLU KÖYÜ BEYSEKİ KÖYÜ ÇİFTLİK SARICA
    ARPAALAN KÖYÜ BİREBİR KÖYÜ ÇUKURALAN KÖYÜ · AŞAĞIGÖKÇE KÖYÜ
    AŞIKLI KÖYÜ
    DARICABAŞI KÖYÜ EKŞERE KÖYÜ GÖÇBEY KÖYÜ
    ERİK KÖYÜ ESATLI KÖYÜ GÜLPINAR KÖYÜ
    DARICABAŞI KÖYÜ GÜNDOĞMUŞ KÖYÜ
    GÜNEYCE KÖYÜ ILIŞAR KÖYÜ GÜVENLİ KÖYÜ
    DAYLI KÖYÜ            GÜZELCE KÖYÜ
    DEREBAŞI KÖYÜ      GÜZLE KÖYÜ
    DOĞANÇAM KÖYÜ MAKSUTALAN KÖYÜ 

    ORTAALAN KÖYÜ DURSUNLU KÖYÜ
         MUSALI KÖYÜ       PINARLI
    HAMZALI KÖYÜ MÜSLİMSARICA SARIYAYLA KÖYÜ
    HERKÖZÜ KÖYÜ MAHMUDİYE KÖYÜ TAVARA
    KAFİSARICA KÖYÜ  TÜRKKÖYÜ YAĞMURLAR KÖYÜ
    KALE KÖYÜ YARDERE KÖYÜ YAVŞAN KÖYÜ
    KARABAYIR KÖYÜ YAVŞAN KÖYÜ YEŞİLÇİT KÖYÜ
    KARACAÖREN KÖYÜ YEVELİ KÖYÜ YUKARIGÖKÇE
    KAVAKLIDERE KÖYÜ YUVALI KÖYÜ
    KIŞLACIK KÖYÜ KÖŞE KÖYÜ KONACIK KÖYÜ

    yeşilce

    yeşilce`nin tarihcesi:

    Yeşilce uzun süre Şebinkarahisar`a bağlı bir köy olarak kalmıştır. 1805`de Şebinkarahisar`a bağlılığı kalkarak Trabzon iline bağlanan Yeşilce 1871 yılında ise Sivas`a bağlanmıştır. Pazar yeri olarak kullanılan Mesudiye ilçe olduktan sonra Yeşilce Mesudiye`ye bağlanmıştır.

    Yeşilce`nin hangi tarihte kurulduğu kesin olarak bilinmemektedir ancak 1500`lü yıllarda buraya gelen üç kardeş tarafından kurulduğu söylenmektedir. Bu üç kardeş eski caminin bulunduğu yere gelerek o zaman orman içinde bir alan olan bu yeri, yerleşme alanı olarak seçmişlerdir. Hasan, Mehmet Çavuş ve Kara Ahmet adındaki bu üç kardeş köyün kurucuları sayılmaktadır. Bu kişilerin isimlerini taşıyan yerler günümüzde de vardır.

    Bu üç kardeşin dışında Yeşilce`ye sonradan Celal Köyünden Celaloğulları, Tokat`tan Ağcaoğulları, Ulubey`den Cenikoğulları, Çavdar Köyünden Çavdarlıgil ve Zara`dan Abazaoğulları gelerek yerleşmişlerdir.

    Türkler`in Yeşilce bölgesine yerleşmesinden önce bölgede Rumlar, Ermeniler yerleşik durumdadır. Bunlardan kalma kalıntılar halâ varlığını korumaktadır. "Kilise Boğazı" ve "Kilise" bunlardan bazılarıdır. Daha önce yaşamış ve tarihi henüz belirlenememiş Uygarlık kalıntılarına da rastlanmaktadır. Bunlardan Konacık Kaya Mezarları, Kale Köyü Kalesi, Sarayderesi ve Eğircesudaki Saraycık, insanlar tarafından işlendiği söylenen Sofukırık mağarası ve Çataloluk yöresindeki Delik-taş bunlar arasındadır.

    YEŞİLCE BELEDİYESİ

    Yeşilce belediyesi, 1950 yılında alınan danıştay kararı ile kurulmuştur. Belediyenin kuruluş tarihinde beldenin nüfusu 2000`in üzerindedir.

    1 Aralık 1959 tarihli bakanlar kurulu kararıyla Yeşilce bucak merkezi haline getirilmiştir. Yeşilce bucağına; Beyağaç, Yevelli, Gülpınar, Celal, Armutkolu, Yağmurlar, Sarıyayla ve Konacık köyleri bağlanmıştır. Konacık dışında bu köyler halen Yeşilceye bağlı bulunmaktadır.

    Yeşilce beldesinde, halkın ve belediyenin katkılarıyla, hiçbir kamu kaynağı kullanılmaksızın, Ondokuz Mayıs Üniversitesi`ne bağlı bir meslek yüksekokulu kuruldu. 4 dersliği, bilgisayar salonu, uygulama için bir oteli ve öğrencilerin barınabileceği yurdu bulunan yüksekokul, belde halkının katkılarıyla yapıldı.

    e

     

    Tarihcesi

    Köy ilçe merkezine 17 km. ve Yeşilce bucağına 5 km. uzaklıkta orman kenarında ve engebeli bir arazi üzerinde kurulmuştur.Eski adı "Zile" olan köyün bu isminin iki suyun birleştiği yer anlamına geldiği söylenmektedir.Köye ilk gelenlerin İspahaoğulları(Sipahioğulları) olduğu söylenmektedir.Daha sonra Trabzon'dan gelen Kılalioğulları,Gümüşhane Akçalı Köyü'nden gelen Akçalıoğulları(Gürsoylar),Erzincan Tercan'dan gelen Mansuroğulları,İran'dan gelen Eminoğulları,Sivas dolaylarından gelen Süleymanbaşoğulları(Şeyhgiller),Divrik'den gelen Divrikoğulları(Çevikler),Sivas'ın Tasıl Köyünden gelen Çavuşoğulları,Gümüşhane'den gelen Topoğulları,İmraniye'den gelen Kadıoğulları,Erbaa-Ziidi'den gelen Kılıçoğulları ve Mahmat'tan gelen İmamgil sülaleleri köye yerleşmişlerdir.

    1642 yılında ZİLE KÖYÜ'nde 19 hane bulunmaktadır. Bu köyümüzde 3 kişi sipahi, 1 kişi cebeci, 1 kişi yeniçeri ve 1 kişi de tımar sahibidir.

    19.yüzyıl sonlarında köyde yaşayan aileler
    İmamoğlu   Abdülfettahoğlu  Türüdüoğlu
    Atçaloğlu (Gürsoy) Lütfullahoğlu Gedizoğlu
    Yakupoğlu  Topaloğlu Kandazoğlu (Özmen)
    Sofuoğlu   Murtazaoğlu Ebubekiroğlu
    Çavuşoğlu  Sarıoğlu (Sarı)  Abdurrahmanoğlu
    Hasanpaşaoğlu  Hacıoğlu   Demircioğlu
    Mansuroğlu        Mollaoğlu

    Sağlık Evi
    Yok
    Sağlık Ocağı
    Yok

    İlköğretim Okulu
    Var / Faal Değil

    PTT Şubesi
    Yok
    PTT Acentası
    Yok

    Su Şebekesi
    Var
    Kanalizasyon
    Var

    Köy okulumuz kültür merkezi haline getirilerek bir bölümü müze haline getirilmiş olup toplantı ve etkinlikler yapılarak köy ve çevre hizmetine sunulmuştur.

    Nüfusu

    :

    2000

    97

    1997

    120

    KÖY MUKTARI: SÜLEYMAN BAŞ

    MUKTARLIK  TEL:0 (452) 763 62 72
                           
    CEP:0 (535) 208 85 24

    ZİLE YAYLASI

     

    YAYLAYLA KÖY ARASI MESAFE 8KMDİR YEŞİLİKLER İÇİNDE GÜZEL BİR DOĞA HARİKASIDIR EVLER AHŞAP YAPIDIR ELEKTRiK 2005 YILINDA GELMİŞTİR

    zile gölü dsi tarfından yapılmiştir .olan balık türü sazan balıgıdır yaylaya ayrı bir güzelik katmaktadır derinligi 6mt uzunlugu 100mt civarında

    çambaşı

    Cambaşı Yaylası: İl merkezine 61 km uzaklıkta olup denizden 1850 m yükseklikte bir mesîre yeridir. Turistik tesisler vardır. Yaz aylarında çok güzel dinlenme yeridir. ayrıca erdaş yaylası yanında güzel bir alabalık tesisi bulunmakta 

     

    April 22

    cc

     

     

    TARİHÇE

    Şimdiye kadar çıkan Ordu İI Yıllıkları'nda, diğer bir çok ansiklopedi ve popüler yayınlarda, Ordu yöresinin Fâtih Sultan Mehmed tarafından 1461 yılında Trabzon ile birlikte fethedildiği yazılıdır. Dolayısıyla araştırıcı olmayıp sadece yaşadıkları bölge hakkında bilgi edinmek isteyen ve kolayca ulaşabildiği söz konusu bu yayınları okuyan orduluların zihnine de, bu yanlış bilgi yerleşmiştir. Halbuki bölge, Osmanlılar tarafından değil, 1380'lerde, Hacıemiroğulları tarafından fethedilmiş; 1427 yılında da Osmanlılar tarafından ilhak edilmiştir.Yanlış, sadece bölgenin fethi konusundan ibâret değildir. XIX.yüzyıldan itibaren yaşadığımız kültür değişmeleri sonucunda ülkeyi etkisi altına alan pozitivist düşüncenin yayılmasıyla, toplumumuzun tarihî kimliğini oluşturan ve onun sürekliliğini sağlayan geleneksel bilgi ilmî araştırma ve tahlillere tabi tutularak doğrusu yanlışından ayrılmaksızın toptan reddedilip yıkılmaya çalışılmış, bölgenin fethini gerçekleştiren ve mezarları yatır haline gelmiş olan tarihî şahsiyetler, yine yukarıda bahsettiğim yayınlarda boş inanlar ve hurafeler olarak nitelendirilmiştir. Böylece altı yüz yıllık Türk dönemi tarihi unutularak, Ordu bölgesi tarih dışına itilmiştir. İşte bu sebepledir ki, XIX.yüzyılda, Osmanlı Devleti'nin taşradaki nüfuzunun azalması sonucunca, Osmanlı Devleti üzerinde muhtelif siyasî emeller besleyen büyük güçlerin de destek ve yardımlarıyla, bölgeye yerleşen Rumların ve Ermenilerin Millî Mücadele öncesinde ve sırasında çıkardıkları huzursuzlukların hatıraları Türk öncesi ile bütünleştirilerek zihinler iyice bulandırılmıştır. Tarih ciddî olarak araştırılıp sorgulanmadığı, temellendirilmiş gerçeklikler açık seçik ortaya konulmadığı sürece böyle bir manzarayla karşılaşmak kadar tabiî bir şey olamaz .

     

     

     CORAĞAFİ KONUMU

    Ordu ili 37-38 derece doğu meridyenleri, 40-41 derece kuzey paralelleri arasında yer almıştır. Doğu' da Giresun, Baı' da Samsun, Güney' de Sivas ve Tokat, Kuzey' de Karadeniz ile çevrilidir. İlin sorumluluk sahası ise 115 km. genişlik, 62 km. derinliğindedir. Kıyı 60 mil uzunluğunda olup küçük koy ve körfezleriyle de deniz araçlarının kolaylıkla barınabilecekleri yer ve plajlara sahiptir. İlin alanı 6001 km2 dir. 1997 nüfus sayımına göre il genel nüfus 858.576 olup, kilometre kareye 14.3 kişi düşmektedir.Güneyden denize doğru akan Turnasuyu, Melet ırmağı, Akçaova Deresi, Ilıca Deresi, Bolaman Irmağı, Elekçi Deresi, Curi Deresi, Çeviz Deresi ve Akçay Deresi araziyi derin vadiler halinde bölmektedir....Arası 60-70 derece meyillere varan genellikle dik ve kesik tepelerden oluşmuştur. Ilıman bir iklime sahip olan Ordu, başta fındık olmak üzre patates, soya fasulyesi, arıcılık, deniz ve hayvan ürünleri konusunda yurdumuzda ilk sıraları teşkil etmektedir. İlin ekonomik yapısı her türlü sanayiye cevap verebilecek niteliktedir. Fındık üretimi ilin ticari hayatında önemli bir rol oynamakta ve büyük bir döviz girdisi sağlamaktadır. Fındıktan başka her türlü sebze ve meyvenin dışında tarla ürünllerinden arpai buğday, bakla, çavdar, İlimizin yüksek kesimlerinde yetiştirlmektedir. İlin alçak kesimlerinde ise genellikle her türlü sebze ve meyve (ayva, armut, kiraz, dut, vişne, incir, kivi ve ceviz gibi) yetiştirilmektedir. Bugün bilindiği gibi 18 ilçe, 65 Belediyesi ve ayrıca 508 köyü bulunmaktadır. Doğu Karadeniz Bölgesinin eşsiz doğa güzelliklerini sinesinde toplayan Ordu ilimizin İlçeleri:
    Akkuş, Aybastı, Çamaş, Çatalpınar, Çaybaşı, Fatsa, Gölköy, Gürgentepe, Gülyalı, İkizce, Kabadüz, Kabataş, Korgan, Kumru, Mesudiye, Perşembe, Ulubey ve Ünye' dir. Sahilden itibaren güneye doğru yükselerek derin vadiler meydana getirmek suretiyle uzanan Karedeniz sıra dağları engebeli yüzey şekillerini oluşturur.

    BOZTEPE

    Ordu şehri'nin yamaçlarına serildiği Boztepe, denizden 450 metre yüksekliktedir. Ordu'nun tüm güzelliklerini, ancak buradan görme olanağı vardır. Boztepe'den bakıldığı zaman göklerle kucaklaştığı sanılan ve mavi bir atlas gibi serilen enginler derinleştikçe daha sakin ve hareketsiz görülür. Yöresine hakim olan Boztepe, durgun denizin bitim noktasından başlıyarak büyük vadilerle ayrılan haşin görünüşlü tepeleri engelsiz olarak görüş ufkuna açar. Dikilen çam ağaçları büyümeğe başlamış ve Boztepe'yi sevilen bir mesire yeri haline getirmeğe başlamıştır.

     KÜLTÜR ZENGİNLİKLERİ

    KAYA MEZARLARI

    Delikkaya Kaya Mezarları : İlimiz merkezine 10 km mesafedeki Delikkaya sınırları içersinde bulunmaktadır. Tek odalı, sütunsuz ve alınlıklı ve çift sütunlu girişe sahiptir.Büben Kaya Mezarları :İlimiz Büben Köyü sınırları içersinde bulunmaktadır.                              MESUDİYE İLÇESİNDE
     
    Konacık Köyünde Yeşilce yolu üzerinde halen eski özelliklerini koruyan kaya mezarları, görülmeye değer eserlerdir. Tek ve çift sütunlu olan yörenin ilginç kaya mezarıdır...Kaya Mezarları: Ünye ilçesinin Gürpınar Köyü Tozkoparan mevkinde ve Cevizdere' deki Helenistik devirlerden kalan kaya mezarları görülmeye değer güzellikte olup halen ayakta durmaktadır. Bu kaya mezarları anıtsal büyüklüktedir.

     

    PLAJLARI

    KURUL KAYASI

    Kurul Kayası Yerleşmesi:
    İlimiz merkezine 20 km mesafedeki Bayadı Köyü sınırları içersinde sivri bir kaya üzerinde antik bir yerleşme alanıdır. Yeraltı galerileri bulunmaktadır. Karadeniz Bölgesinde sık rastlanmayan örneklere sahiptir. Tepenin üzerinde yapılan define kazıları sırasında 2 metre kalınlığındaki duvar kalıntıları bulunmuş olup, duvar örgüsü keramik parçaları ve pişmiş toprak çatı kiremitleri yoğun olarak İ.Ö. I. IV yy. da yerleşim gördüğünü kanıtlar niteliktedir. .

     

    MANZARA

    April 12

    by egemen

     

     

     
     
     
     
     
     
     
     
     
     
                                     
     
     
     
                                                
     
     

    Kaç aşka mal oluyor acaba?




    1-Radyo ekraninda KAYIT tiklayin ve acilan pencerede "i am new and want to register" tiklayin
    Image

    2-"i am new and want to register" tikladiktan sonra altdaki pencere acilacak alt sag kösede tek weiter/next tiklayin
    Image
    3-Resimlerde yazildigi gibi devam edin

    Image

    4-Resimlerde yazildigi gibi devam edin
    Image

    5-Resimlerde yazildigi gibi devam edin
    Image

    6-Resimlerde yazildigi gibi devam edin
    Image

    7-Resimlerde yazildigi gibi devam edin
    Image

    8-Resimlerde yazildigi gibi devam edin
    Image

    9-Son isleme geldiniz Alt sag kösede "fenster schließen/ close" tiklayin ve acilan ufak pencerede "JA/ YES / OK" tiklayin
    Image

    10-Simdi Radyo ekraninda tekrar KAYIT tiklayin ve acilan pencerede belirlediginiz Rumuzu/niki ve sifreyi yaziniz
    Image
     

    user:nikinizi

    password:şifre

    son olarak LOGİNE BASIN VE 1OSANİYE BEKLEYİN

    THE END

     

    y

     

    SENİ ARIYORUM

    Anlatacak nelerim var bir bilsen
    İçimde ihtilaller kopmuş
    Kendimi sürgüne verdim
    Mutluluğum çoktan iflas etmis
    İtiraza hakkım yok biliyorum
    Beni savunmak sana düştü
    Seni arıyorum...
    Yarım kalmış şiirlerim gibisin
    Yaşanmamış çocukluğumsun anılarımda
    Öylesine eksiğim sensiz
    Öylesine sahipsiz
    İşte bütün umutlara
    Havlu attım, gidiyorum
    İçimde geç kalmışlığın çaresizliği
    Çocuklar gibi ağlıyorum
    Ve gel gör ki, her damla gözyaşımda
    Yine seni arıyorum...

    SONSUZ AŞK
    Dalga ile kıyının aşkını bilir misin?
    Öncesinden başlayıp, sonsuza giden dalga,
    Hep aşka kavuşma özlemiyle atılır kıyıya.
    Dalga, seven - kıyı, sevilendir.
    Dokunur parmaklarının ucuyla sevdiğine dalga
    Ve döner hep geriye
    Bilir kavuşamayacağını ama hep koşar kıyıya
    Her bir dokunuşunda aşkına verir bedenini hesapsızca
    İşte, ben de seni böyle severim yar.
    Yar, bilir misin dağ başında açan uçurum çiçeklerini?
    Bilirler görünmeyeceklerini...
    Sevilmeyeceklerini...
    Koklanmayacaklarını...
    Okşanmayacaklarını...
    Ama inatla açarlar aşkla, sevgiyle, özlemle.
    Hep beklerler gelmeyecek sevgilinin onu kucaklamasını
    İşte, ben de seni böyle beklerim yar.
    Yar, ipek böceğini bilir misin?
    Onun kozasının içinde ördüğü o ipliğe olan aşkını
    Bilir o, ördüğü ipliğin kendisinin ölümü olacağını
    Ama aşkına feda eder kendini.
    Öyle verir kendini yarenine korkusuzca
    İşte, ben de kendimi böyle veririm sana yar.
    Yar, ağaç ile meyvesinin aşkını bilir misin ?
    Meyvesini vermelidir ağaç yeniden doğmak için
    Öyle zorludur ki ayrılmaları
    Verir meyvesini ağaç meyve tohum olur, tohum kök olur
    Ve yeniden doğar ağaç kendi meyvesinden
    İşte bende böyle yar;
    Yok olmayı göze aldım, tekrar sende doğmak için